Posted by: emekleyollarda on: Ağustos 12, 2010
Emek’le ilk gezim çok plansız oldu. Yeşilhisar’a arabayla giderken Göreme yönünü gösteren tabela kanıma girdi ve sabah 7 sularında dönüş yolunda arkadaşıma beni Göreme ayrımında bırakmasını söyledim.
Göreme ayrımında arabanın bagajından usulca uyuyan Emek’i çıkarttık ve arkadaşlarımın yardımı ile tekerlerini montajladık.
Kasksız ve eldivensizdim ama pedal basmaya hazır hissediyordum. Yolda olmanın verdiği heyecan ile açlığı dahi unutmuştum. Hemen yakındaki petrolden bisküvi ve çikolata alıp atıştırarak yola düştüm.

Ancak petrolde edindiğim bilgiye göre yaklaşık 15 kilometre tırmanış vardı.
Morali bozmayıp tırmanmaya 1535 metredeki Topuzdağ’a doğru yol almaya başladım.


Erciyes tüm heybeti ile karşımda duruyor.
Tutunacak bir traktör arıyorum ama nafile… Diye düşünürken arkamdan bir traktörün geldiğini görüyorum ve umutla bekliyorum. Ancak traktöre tutunma denemem başarısızlıkla sonuçlanıyor ve küçük bir kaza yapıyorum.

Sorun değil tabi ki zafer bizim
Tepeye çok az bir mesafe kala bir traktörün içinden “Gardaş kan ter içinde kalmışsın. Atla.” sesini duyuyorum. Bu teklife hayır diyemem tabi ki
Sohbet ederek yol alıyoruz. Emek patateslerin üzerinde neşeyle zıplıyor
Saat 10.00 sularında hava ısınmaya başlıyor. Aldığım sular bitiyor. Neyse ki birkaç kilometre inişten sonra buz gibi akan bir çeşme ile karşılaşıyorum. Kana kana içtikten sonra şişeyi doldurup yola devam ediyorum.

Akköy üzerinden Ürgüp’e giriş yapıyorum. Ürgüp’te birçok arkadaşım var ama sevgili dost Can Dede’nin orada olacağını umarak iş yerine gidiyorum. Dostça ve şaşırarak karşılıyor beni. Çayımızı içerken uzunca Doğu Turu’ndan ve yapabileceklerimizden konuşuyoruz. Konuştuklarımız ikimize de güç veriyor.
Yaklaşık 2 saat Can Dede’nin yanında dinlendikten sonra Göreme’ye doğru yola düşüyorum. Ürgüp-Göreme arasında oldukça dik ve parke taşından bir yol var. Çıkış beni biraz zorluyor ama inişte aldığım zevki anlatamam.

Yaklaşık 9 km yol aldıktan sonra Göreme’ye ulaşıyorum. Ancak sıcağın verdiği etki bir an önce Avanos’a ulaşmamı söylüyor.


Göreme Avanos yolunda tempomu düşürmeden devam ediyorum. Zaten zorlayacak bir yol değil ufak çıkışlar var.
Göreme’den 8 km sonra Avanos’a varıyorum. Liseyi Avanos’ta okuduğum için yabancı değilim. Özlediğimi hissediyorum. Avanos’taki bir dostumu arıyorum, Avanos’ta olmadığını söylüyor.
Markete uğrayıp içecek birşeyler ve meyve alıyorum. Irmak kenarında aldıklarımı yedikten sonra, Diploma ve tercih işlemlerimi tamamlamak üzere Özkonak’a gitmeyi düşünüyorum. Mantıklı geliyor ve otobüslerin kalkış noktasına doğru hareket ediyorum.
Özkonak; Avanos’a yaklaşık 16 km uzaklıkta bulunan bir kasaba. İçerisinde bir Yeraltı Şehri bulunuyor. (Özkonak Underground City) Bu sebeple kasabada her mevsimde onlarca tur otobüsü görmeniz mümkün.
Otobüs bayırları çıktıktan sonra şoföre durmasını söyleyip, okula kadar bisikletle devam ediyorum.
Okulda müdürün yanına o halde gidince gülerek karşılıyor beni kendine has doğu diliyle, “Bisikletle mi geldin Mustafa?” diye Evet hocam diyorum. Gülüşerek sarılıyoruz.
Hemen tercih işlemlerini tamamlıyorum. Ve eve dönüşü planlıyorum. Oturmak insana yorgunluğunu hissettiriyor bu sebeple bisikletle dönüşü aklımdan çıkartıyorum.
Otobüsle önce Özkonak-Avanos, sonra da Avanos-Kayseri yapıyorum. Yaklaşık iki saat sonra evdeyim.
Güzel turlarda görüşmek dileğiyle…
Sevgiler…
bnde istemiştim hep böyle bir tur yapmayı.. saol özkara o kadar güzel anlatmıssın ki sanki bnde bu gezide senin yanındaymışım gibi hissettim… teşekkür ederim
Ağustos 12, 2010 12:40 pm
kardeşim Emek’ine sağlık…..senden de zaten bu kadar güzel bi yazı beklenirdi zaten….dürt yıl boyunca yaşadığım yerleri bi an için de olsa yazınla tekrar yaşadım…..devamını bekliyorum bak…..:))